Navarin Deniz Muharebesi
20 Ekim 1827
- Savaş Ölçeği
- Deniz Muharebesi
- Galip
- Britanya-Fransa-Rusya Müttefik Donanması
- Taraflar
Osmanlı-Mısır Donanması
OsmanlıTürkBritanya-Fransa-Rusya Müttefik Donanması
Britanya-fransa-rusya İttifakıÇok Uluslu
Karşılaştırmalı Analiz
Kimin kazandığını değil, nasıl kazandığını veriler üzerinden karşılaştırın: Güç dengesi, zayiat, envanter, operasyonel kapasite ve askeri bakış açısı...
20 Ekim 1827
Osmanlı-Mısır Donanması
Britanya-Fransa-Rusya Müttefik Donanması
1807 - 1814
Danimarka-Norveç Krallığı Donanması
Britanya Kraliyet Donanması ve İsveç Müttefik Kuvvetleri
Britanya-Fransa-Rusya Müttefik Donanması
Britanya Kraliyet Donanması ve İsveç Müttefik Kuvvetleri
| Navarin Deniz Muharebesi | Top Tekneleri Savaşı | |
|---|---|---|
| Diğer | Osmanlı-Mısır Donanması
Britanya-Fransa-Rusya Müttefik Donanması
| Danimarka-Norveç Krallığı Donanması
Britanya Kraliyet Donanması ve İsveç Müttefik Kuvvetleri
|
Müttefik donanması, kendiliğinden gelişen muharebeye yüksek bir asimetrik esneklikle adapte olmuş; demirli bir düşmana karşı ani ateşle karşılık verme ve bağımsız gemi inisiyatifi ile hareket etme doktrini başarıyla uygulanmıştır. Osmanlı tarafı ise demirli savunma düzenine saplanıp kalmış, herhangi bir ikincil plan veya manevra esnekliği gösterememiştir. Değişen şartlara uyum sağlayamama, filonun toplu halde yok olmasıyla sonuçlanmıştır.
Danimarka, donanmasını kaybettikten sonra hızla asimetrik top teknesi doktrinine geçerek doktrinsel esneklik sergiledi; Britanya ise hat savaşı doktrinini korurken konvoy korumasına adapte oldu fakat dar sularda hantal kaldı.
Müttefik gemilerinin büyük kalibreli toplardan açılan seri ve isabetli ateşi, Osmanlı gemilerinde fiziksel imhadan önce psikolojik bir çöküş yaratmıştır. Özellikle çift borda ateşi yapan hat gemileri, kısa sürede karşılarındaki kalyonları savaş dışı bırakmış ve limanı bir ateş cehennemine çevirmiştir. Osmanlı'nın kendi ateş kontrolü ise dağınık ve etkisiz kalmış, müttefiklerin şok etkisiyle mürettebatın topları terk etmesi hızlanmıştır.
Britanya hat gemilerinin yaylım ateşi Kopenhag bombardımanında şehri yakarak psikolojik şok yarattı; Danimarka top teknelerinin kısa menzilli 24 librelik topları ise ancak yakın temas baskınlarında sınırlı şok etkisi sağladı.
Muharebe, dar bir koyun sakin sularında gerçekleşmiş, bu durum rüzgarın karmaşık manevralar üzerindeki etkisini azaltmış ve demirli muharebeyi her iki taraf için de zorunlu kılmıştır. Osmanlı'nın hilal düzenindeki kıyıya bitişik savunma pozisyonu, başlangıçta avantajlı görünse de müttefiklerin körfezin içine girmesiyle bir tuzağa dönüşmüştür. Ekim ayının yumuşak hava koşulları, müttefiklerin yelkensiz, pruva demirleriyle hassas manevra yapmasına izin vererek araziyi denizcilik becerisiyle müttefik yapmıştır.
Danimarka, kış aylarında donan Baltık'ı ve sığ takımada sularını kendi lehine kullandı; ancak Britanya yaz aylarındaki açık deniz üstünlüğüyle Sound ve Belt geçişlerini sürekli kontrol altında tuttu.
Codrington'un limana barışçıl niyetle girme iddiası bir nevi harp hilesi olarak değerlendirilebilir; bu taktik aldatma, Osmanlı'nın muharebeye hazırlıksız yakalanmasına ve müttefik gemilerin atış pozisyonu almasına fırsat vermiştir. Osmanlı'nın, müttefiklerin küçük bir filoyla limana girmeye cesaret edemeyeceği varsayımı, stratejik bir yanılgıdır. Ayrıca, ilk ateşin Mısır tarafından mı, yoksa müttefiklerden mi açıldığı belirsizliği, olayın tırmandırılmasında bir istihbarat bulanıklığı yaratmıştır.
Britanya 1807 Kopenhag harekâtını diplomatik perde altında gizleyerek tam bir stratejik baskın gerçekleştirdi; Danimarka top tekneleri ise sis ve gece şartlarını kullanarak küçük çaplı taktik aldatmalar başardı.
Müttefikler, Osmanlı donanmasındaki bir Fransız subaydan elde ettikleri istihbaratla gemilerin tam konuşlanmasını bilme avantajını yaşamıştır. Osmanlı tarafı ise müttefiklerin muharebe azmini ve yeteneklerini küçümsemiş, Codrington'un karakter analizini yapmamıştır. Sun Tzu'nun 'düşmanı tanı' öğretisi ışığında, müttefiklerin üstün bilgi toplama ve analiz yeteneği, savaşın sonucunu daha başlamadan önce şekillendirmiştir.
Britanya istihbaratı Tilsit'in gizli protokollerine erişerek Danimarka'nın muhtemel Fransız ittifakını önceden hesapladı; Danimarka ise düşmanını tanımakta geç kaldı ve önleyici baskına hazırlıksız yakalandı.
Müttefik donanması, limana girişte hızlı ve kararlı bir manevra ile Osmanlı hilalinin içine sızmış; her bir müttefik gemisi önceden belirlenmiş bir hedefe ateş açarak düşman hatlarını içeriden çökertmiştir. Osmanlı filosu demirli olduğu için manevra kabiliyeti sıfırdır; bu durum iç hatların müttefiklerce ele geçirilmesine ve Osmanlı gemilerinin birbirini vurmasına yol açan bir ateş çemberi oluşturmuştur. Napolyon'un iç hat konseptinin denizdeki bir yansıması olarak, müttefik komuta heyeti limanın merkezine girerek dış hatlardaki sayıca üstün düşmanı parça parça imha etmiştir.
Danimarka top tekneleri kürek ve yelken kombinasyonuyla rüzgârsız havalarda Britanya yelkenlilerine karşı taktik hız avantajı sağladı; ancak stratejik manevrada Kraliyet Donanması'nın küresel intikal kabiliyeti belirleyici oldu.
Müttefik mürettebatın yüksek morali, Yunan sempatisi, Trafalgar gazilerinin savaşçı ruhu ve milli gurur ile beslenmiştir; Amiral Codrington'un saldırgan kişiliği bu moral çarpanını tetikleyen liderlik unsuru olmuştur. Osmanlı tarafında ise halifelik sancağı altında toplanmış olsalar da, baskın anında yaşanan şaşkınlık ve amirallerin tutarsız emirleri moral kırılganlığını artırmıştır. Clausewitz'in sürtüşme kavramı, Osmanlı için limandaki kalabalığın yarattığı kargaşa ve Müttefiklerin şok edici ilk salvoları ile vücut bulmuştur.
Kopenhag bombardımanı Danimarka halkında derin bir intikam duygusu yarattı ve top teknesi mürettebatlarının moralini yükseltti; Britanyalı denizciler ise mutlak deniz üstünlüğünün verdiği özgüvenle hareket etti.
İmha Muharebesi
Yıpratma Savaşı — Danimarka filosunun 1807'de imhasından sonra savaş, küçük teknelerle konvoylara karşı sürdürülen yedi yıllık baskın ve yıpratma muharebesine dönüştü.
Müttefikler, Londra Antlaşması ile diplomatik zemini hazırlayarak Osmanlı'yı uluslararası baskıyla barışa zorlamayı amaçlamışlardır. Amiral Codrington'un limana barışçıl amaçla girdiğini iddia etmesi, psikolojik bir hamle olup Osmanlı komuta heyetinin savaş kararını ertelemesine neden olmuş; bu da müttefik gemilerinin ideal mevzilere yerleşmesine fırsat tanımıştır. Osmanlı tarafı ise büyük güçlerin müdahalesini siyasi olarak yönetememiş, fiili çatışma kaçınılmaz hale gelmiştir.
Britanya 1807'de Kopenhag'a ani çıkarma yaparak savaşı fiilen başlatmadan Danimarka filosunu ele geçirdi; bu klasik bir 'savaşmadan kazanma' örneği oldu ve sonraki yedi yılın askeri dengesini önceden belirledi.
Müttefik komuta heyeti, Schwerpunkt'ı Osmanlı merkez hattındaki en büyük kalyonlar olarak belirlemiş ve en güçlü gemilerini bu hatta yoğunlaştırarak direnişin bel kemiğini kırmıştır. Osmanlı tarafı ise sayısal üstünlüğe güvenerek tüm filoyu eşit dağıtmış, kritik bir noktada kuvvet yığınağı yapamamıştır. Bu durum, müttefiklerin sırayla Osmanlı gemilerini seçip imha etmesine olanak tanımıştır.
Britanya'nın sıklet merkezi Danimarka donanmasının imhasıydı ve bunu 1807'de eksiksiz başardı; Danimarka ise sıklet merkezini Baltık ticaret yollarına yöneltti fakat konvoy sistemini kıramadı.